Travma mağdurları bazen deneyimleriyle ilgili çeşitli karmaşık faktörlerden dolayı kendilerini bir öz-yıkım döngüsüne kapılmış halde bulabilirler. Bu mutlaka bilinçli veya kasıtlı bir seçim değildir; daha ziyade acıya ve travmanın kalıcı etkilerine verilen karmaşık bir tepkidir. İşte bazı kurbanların kendi kendini yok etmesinin bazı nedenleri
Kendini yok etme > Umutsuzluk
Umutsuzluk ve çaresizlik duyguları travmanın derin ve sıklıkla yıkıcı sonuçlarıdır. Travma mağdurları, kaçış yolu olmadan acılarının içinde sıkışıp kaldıklarını hissettiklerinde, bu duygular bir tür kronik acıya dönüşebilir ve kendine zarar veren davranışlara yol açabilir.
Bu mekanizmalar daha sonra aşılmaz olarak algılanan acıdan kaçmak veya onu kontrol etmek için yapılan çaresiz girişimlere dönüşür. Süreç karmaşıktır çünkü duygusal deneyim, derin inançlar ve kişinin kendi durumuna verdiği davranışsal tepki arasındaki etkileşimi içerir.
Bir narsistin psikolojik kontrolü altında mısınız? Cristina ile bireysel bir seansta konuşun.
Dayanılmaz acılar karşısında çaresizlik
Umutsuzluk genellikle travmanın neden olduğu yoğun duygusal acıya doğrudan bir tepkidir. Travma, fiziksel, duygusal, cinsel ya da psikolojik olsun, kişinin kendisine, dünyaya ve geleceğe ilişkin algısını değiştirir. Kurban kendisini, sonsuz görünen ve kurtuluşu mümkün olmayan bir iç acıyla karşı karşıya bulur.
Umutsuzluğun kökleri:
- Adaletsizlik hissettim: Travma mağdurda derin bir adaletsizlik hissine yol açabilir. İğrenç bir olaya (şiddet, istismar, ihmal vb.) engel olamadan veya kaçamadan maruz kalmak, yoğun psikolojik acı yaratır. Bu, ona “karşı” görünen bir dünya karşısında çaresizlik duygusunu körüklüyor.
- Geleceğe dair felaket vizyonu: Travma, mağdurun gelecek vizyonunu derinden değiştirir. Umudun, hırsın veya iyimserliğin olduğu yerde artık karamsar düşünceler ve hiçbir şeyin düzelmeyeceğine dair inanç olabilir. Yaşanan acıların kalıcı olduğu görülmektedir. Acı verici bir şimdiki zamanda, hiçbir çıkış yolu olmadan sıkışıp kalma hissi, büyük bir umutsuzluk kaynağıdır.
- Yabancılaşma ve izolasyon : Travma, özellikle ilişkisel travma, hissisosyal izolasyon derin. Mağdurlar toplum veya sevdikleri tarafından yanlış anlaşıldıklarını, reddedildiklerini veya damgalandıklarını hissedebilirler.
Kendini yok etme > Çaresizlik hissi ve kontrol kaybı
Çaresizlik duygusu çoğu zaman travma yaşayan kişinin geçmişini değiştirememesinden veya hissettiği acıyı kontrol edememesinden kaynaklanır. Bu kontrol eksikliği çeşitli şekillerde kendini gösterebilir:
- Geçmişteki yaraların onarılamaması: Travma derin yaralar bırakır ve mağdur, yaşananları silemeyeceğini hemen fark eder. Kişinin geçmişini yeniden yazmasının veya geriye gitmenin imkansızlığı, hayal kırıklığı ve çaresizlik kaynağıdır.
- Kendini kontrol edememe hissi: Travma mağdurları, özellikle de fiziksel veya duygusal şiddet, kendi hayatlarının pasif seyircileri gibi hissedebilirler. Yaşadıkları acı tamamen kontrolleri dışında görünüyor ve bu da çaresizlik hissine yol açıyor. Hissettikleri duygusal acıyı nasıl yöneteceklerini veya ifade edeceklerini bilmediklerinde bu duygu daha da zayıflatıcı hale gelebilir.
- Tehlikeli ve kontrol edilemez bir yer olarak dünya: Travma aynı zamanda dış dünyadaki güvenlik algısını da değiştirebilir. İstismar veya şiddete maruz kalan bir kişi yaygın bir tehlike duygusu geliştirebilir ve bu da hayatta hiçbir şeyin öngörülebilir olmadığı veya güvenli olmadığı fikrini güçlendirir. Dünya sürekli bir tehdit olarak algılanırsa geleceğe projeksiyon yapmak, projeler hayal etmek, ilişkiler geliştirmek zorlaşır.
Acıdan kaçmanın bir yolu olarak kendine zarar veren davranışlar
Travma mağdurları, çaresizlik ve çaresizliğin üstesinden geldiklerinde, acılarından kaçmak için umutsuz bir girişimle kendilerine zarar veren davranışlara yönelebilirler. Bu davranışlar, duygusal acıyı düzenlemek için kullanılan uyumsuz stratejilerdir, ancak genellikle uzun vadede acıyı daha da kötüleştirirler.
- Alkolizm ve uyuşturucu bağımlılığı: Alkol, uyuşturucu veya belirli ilaçlar gibi psikoaktif maddeler genellikle duygusal acıyı hafifletmek için kullanılır. Bu maddeler geçici bir rahatlama, dayanılmaz üzüntü, öfke, korku veya utanç duygularından hemen kaçış sağlar.
- Kendine zarar verme: Kendine zarar verme (kesme, yakma vb.), fiziksel acı yaratarak dikkati duygusal acıdan uzaklaştırmaya olanak tanıyan başka bir kendine zarar verme davranışı biçimidir. Buna ek olarak, kendine zarar verme anında bir rahatlama hissi, bedenle bir anlık “yeniden bağlantı” sağlayabilir, mağdurun geçici olarak “gerçek” hissetmesine olanak tanır veya duyguların yoğunluğuna bağlı çözülme hissini azaltır.
- İntihar düşünceleri veya intihar girişimleri: İntihar veya intihar girişimleri genellikle umutsuzluğun ve çaresizliğin nihai ifadesidir. Bir kişi kronik acı çekiyorsa ve kendini umutsuz hissediyorsa, intihar acıyı sona erdirmenin bir yolu olarak görülebilir.
Kendini yok etme > Suçluluk ve utanç
Orada suçluluk ve utanç Travma mağdurlarının, özellikle de fiziksel, cinsel veya duygusal şiddet durumlarındaki deneyimlerinde derinden kök salmış duygulardır. Bu duygular genellikle acıya verilen ve mağdurun kendisine atfedilmemesi gereken çarpık ve mantıksız tepkilerdir. Ancak mağdurlar, kırılganlık ve kafa karışıklığı anlarında, başlarına gelenlerden kendilerini sorumlu hissetmelerine ya da yaşadıkları acıyı hak ettiklerini düşünmelerine yol açan olumsuz inançları içselleştirebilirler. Bu duygular güçlü itici güçler haline gelebilir. kendine zarar verici davranışlar, ile ilgili yeniden mağduriyet, Ve bozulmasıözgüven.
Suçluluğu besleyen mekanizmalar:
- Dış sorumlulukların içselleştirilmesi: Travma meydana geldiğinde, özellikle tekrarlanan istismar durumlarında veya taciz içeren ortamlarda, mağdurlar maruz kaldıkları şiddetin sorumluluğunu içselleştirme eğilimindedir. İstismarcılar bazen mağduru, kendi talihsizliğinden kendisinin sorumlu olduğuna inandırarak, davranışlarından, görünüşünden veya tepkilerinden dolayı suçlu hissetmesini sağlayarak manipüle edebilir.
- Psikolojik kendini koruma mekanizmaları: Psikolojik açıdan bakıldığında, bazen mağdurun travmadan kendisinin sorumlu olduğuna inanması, başka bir insanın kasıtlı olarak acıya neden olduğu fikriyle yüzleşmekten daha kolaydır. Bu nedenle suçluluk, paradoksal olarak, belirli bir kontrol duygusu sunabilir: Eğer mağdur sorumlu olduğuna inanıyorsa, gelecekte durumu “düzeltme” veya “değiştirme” gücüne sahip olduğuna da inanabilir. Örneğin “daha iyi davranarak” ya da “daha dikkatli davranarak” bunun tekrarlanmasını engelleyebileceğini düşünebilir.
- Travmaya boyun eğme: Bu fenomen özellikle kontrolcü veya manipülatif ilişkilerde belirgindir; burada mağdurun sistematik olarak suçlu hissetmesi sağlanır, bu da Stockholm sendromu (saldırgana bağlılık) ve ona karşı sürekli bir suçluluk hissi yaratır. kişinin kendi acısı.
Travma mağdurları arasında utanç neden bu kadar güçlü?
- Sosyal damgalama: Pek çok kültürde şiddet mağdurları, özellikle de cinsel şiddet, sıklıkla damgalanır veya kendilerini suçlu hissettirilir. Saldırıyı “kışkırtmakla” suçlanabilirler ve toplum onları bir şekilde aşağı veya suçlu olarak görebilir. Bu sosyal damgalama, mağdurun kendi içinde hissettiği utancı güçlendirir, onu saklanmaya, deneyimlerini küçümsemeye veya “ahlaksız” ya da “kusurlu” hissetmeye iter.
- Saldırganlığın kişisel bütünlüğe saldırı olarak algılanması: Fiziksel, cinsel veya duygusal saldırganlık, kişinin kimliğinin kalbine dokunur. Kişinin beden algısını, yakınlığını ve öz saygısını etkiler. Mağdur kendini “kirlenmiş” veya onarılamayacak kadar “hasarlı” hissedebilir. Bazen bir daha asla “tam” ya da “tam” olamayacağını hissediyor.
- Utanç ve gizlilik: Utanca genellikle sessizlik eşlik eder: Mağdur, yargılanma, reddedilme veya yanlış anlaşılma korkusuyla travmayı gizli tutar. Bu sır utancı körüklüyor çünkü varlığının bir kısmını saklayan “sahte” bir kişi olduğu izlenimine sahip. Bu sır, ağır bir yük haline gelir, diğerlerinden farklılık işareti olur ve etrafındakilerden kopmasına neden olabilir.
Kendini cezalandırmanın etkenleri olarak suçluluk ve utanç
Suçluluk ve utanç duygusu, mağduru şu veya bu şekilde kendini cezalandırmaya itebilir. Kendini cezalandırma, mağdurun kendi hakkı olduğunu düşündüğünü ifade etmenin bir yolu, kendi kişiliğinde hata veya kusur olarak algıladığı şeyler için ahlaki bir ceza haline gelir.
Kendine zarar veren davranış örnekleri:
- Kendi kendine zarar vermek
- Madde bağımlılığı
- Zararlı ilişkisel davranışlar
Kendini Yok Etme Psikolojisi > Benlik imajı ve öz saygının değişmesi
Kendine zarar verme davranışı: Değersizleştirmenin bir ifadesi olarak kendine zarar verme
Değişen öz imaj, duygusal acıyı yönetmek veya içsel acıyı “onarmak” amacıyla kendini cezalandırma veya kendini yaralama davranışlarına yol açabilir. Bu davranışlar genellikle mağdur tarafından iç acıyı görsel olarak ifade etmek için veya ezici utanç ve tiksinti duygularını düzenleme girişimi olarak kullanılır.
Kendini yaralama mekanizmaları:
- Duygusal acıdan geçici olarak kurtulma: Örneğin kendine zarar verme, yoğun duygusal acıya doğrudan bir tepki olabilir. Kurban, fiziksel acı vererek dikkatini psikolojik acıdan uzaklaştırmaya çalışır ve normalde dayanılmaz olan acı üzerinde bir kontrol yanılsaması yaratır.
- Travmatik kalıpların tekrarı: Bazen kendini yaralama, yaşanan travmayı bilinçsizce yeniden üretmenin bir yolu haline gelebilir. Kendine zarar veren davranışlar genellikle doğru olduğuna inandığımız şeyi “yeniden onaylama” girişimidir: “Kendime bakmayı hak etmiyorum, acı çekmeyi hak ediyorum.” Bu hareketler, mağdurun ilgiye veya şefkate layık olmadığı ve kendisini fiziksel acıyla cezalandıracağı fikrini güçlendiriyor.
- Acı çekmenin simgesi olarak vücut: Benlik saygısı ciddi biçimde değiştiğinde, kişi bedenini aşağılanmanın simgesi veya gayri meşruluk olarak algılayabilir. Bu durumda kendini yaralama, bu acıyı “dışarı çıkarmanın”, içeride ne hissettiğini dışarıya göstermenin veya kendisinin “hasarlı” olduğunu düşündüğü bir parçasını onarmanın bir yolu haline gelir.
Bir Çift Olarak Kendini Yok Etme: İlişki Dinamikleri
Aşkta kendini yok etme genellikle şu şekilde kendini gösterir:
- Toksik ortakların tekrarlanan seçimi
- Sağlıklı ilişkilerin sabote edilmesi
- İstikrarlı duygusal bağları sürdürememe
- Yıkıcı ilişki kalıplarının yeniden üretimi
- Kendine zarar veren davranışlarla maskelenen yoğun bağlılık korkusu.
Zihinsel olarak kendi kendini yok etme > Duyguları düzenlemede zorluk
Duygusal düzenleme kişinin duygularını uygun ve yapıcı bir şekilde yönetme, değiştirme ve ifade etme yeteneğidir. Travma yaşamış bir kişi için bu kapasite, özellikle o dönemde tedavi edilmeyen veya anlaşılmayan erken travma (çocukluk veya ergenlik) söz konusu olduğunda derinden değişebilir.
Duygusal bir başa çıkma mekanizması olarak kendini yok etme
Duygulara dayanmak veya anlamak çok zorlaştığında, kendi kendini yok etmek, bu acıya karşı uyumsuz bir tepki haline gelebilir. Kişi, duygularını anlamanın veya söze dökmenin bir yolunu aramak yerine, onları yıkıcı yollarla açığa çıkarabilir.
- Kendine zarar verme: Bazı travma mağdurları, duygusal gerilimi azaltmak için kendilerine fiziksel olarak zarar verebilir (keserek, yakarak vb.). Fiziksel acı, dikkati duygusal acıdan uzaklaştırabilir veya kendine zarar vermek, istismar edilen veya ihlal edilen bir beden üzerinde kontrol duygusu sağlayabilir.
- Bağımlılık Yapıcı Davranışlar: Alkol, uyuşturucu, yiyecek veya diğer maddeler yoğun duyguları “yok etmek” veya geçici olarak yok etmek için kullanılabilir, anında rahatlama sağlar ancak uzun vadede acıyı kötüleştirir.
- İntihar veya intihar girişimleri: Daha ciddi vakalarda travma ve duyguları yönetmede zorluk, intihar düşüncelerine veya intihar girişimlerine yol açabilir. Umutsuzluk hissi ve duygusal acıya dayanamama, başka çıkış yolu yokmuş gibi görünmesine neden olabilir.
Kendini Yok Etme Davranışı > İyileşme umudunun olmadığı algısı
İyileşme umudunun olmadığı algısı, travma mağdurlarının çektiği acıların merkezi bir yönüdür. Bir kişi acısından kurtulmanın bir yolunu göremediğinde, sonsuz bir acı döngüsünde kapana kısılmış hissettiğinde ve iyileşmenin imkansız olduğuna inandığında, kendini yok etmek bir çözüm gibi görünmeye başlayabilir. Bu umutsuz bakış açısı, izolasyon, damgalanma veya tedavi edilmemiş travma gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir ve kendine zarar veren davranışların, dayanılmaz acıdan kaçmaya yönelik çaresiz girişimlere dönüştüğü derin bir umutsuzluk hissine yol açabilir.
Bir “çözüm” olarak kendine zarar veren davranışlar
Acı çekilmez göründüğünde, kendini yok etmek geçici de olsa bir çıkış yolu gibi görünebilir. Kendine zarar verme, madde kullanımı veya intihar düşünceleri gibi kendine zarar veren davranışlar, mağdur tarafından dayanılmaz kabul edilen acıya verilen son tepkiler olarak algılanabilir.
- Geçici rahatlama: Bu davranışlar ağrının temel nedenlerini çözmek için hiçbir şey yapmasa da, acı çeken kişinin bir an için bunaltıcı düşüncelerden veya duygulardan kaçmasına izin vererek geçici rahatlama sağlayabilirler. Örneğin, madde bağımlılığı bir bağımsızlık durumuna veya duygusal uyuşmaya yol açarak psikolojik acıdan geçici bir soluklanma hissi yaratabilir.
- Gerçeklikten kaçış: Kendini yok etme bazen gerçeklikten kaçma, kendini dış dünyadan ayırma veya artık içsel acıyı hissetmeme girişimine dönüşür. Mağdurlar hiçbir çıkış yolu veya durumlarında herhangi bir iyileşme olanağı göremedikleri zaman, acıyı radikal bir şekilde sona erdirmenin tek geçerli “çözüm” olduğuna inanmaya başlayabilirler. Bu süreç uyumsuz bir başa çıkma mekanizmasıdır; burada amaç, uzun vadeli sonuçları potansiyel olarak yıkıcı olsa bile, kısa vadede acının yoğunluğunu en aza indirmektir.
Kendini Yok Etme Sendromu > Bir savunma mekanizması olarak ayrışma
Disosiasyon, travma mağdurları tarafından travmatik anılar veya duygularla ilişkili acıyı hissetmekten kaçınmak için kullanılan temel savunma mekanizmalarından biridir. Bu mekanizma kendini farklı şekillerde gösterebilir:
- Duygusal ayrışma: Bu, kişinin travmatik olaylardan duygusal olarak ayrılmasını içerir. Kişi, stresli durumlara veya acı verici anılara tepki olarak artık hiçbir duygu hissetmediğini hissedebilir. Bu süreç bazen kişinin kendiyle “bağlantısının kopmuş” hissetmesi veya sanki tamamen dahil olmadan kendi bedeninin hareket ettiğini gözlemlemesi olarak tanımlanır.
- Bilişsel uyumsuzluk: Ayrıca, kişinin geçmişteki belirli olayları hatırlayamadığı hafıza kaybı veya kafa karışıklığı hissi de olabilir ya da travmatik olayları sanki başka bir zamana aitmiş gibi algılamalarına neden olan gerçeklik çarpıklığına sahip olabilir. “kendi”. Örneğin mağdur, sanki bu travmatik olayları yaşamamış gibi geçmişinden kopmuş hissedebilir veya etrafındaki dünyayı gerçek dışı olarak algılayabilir.
Aşırı Duyarlılık ve Kendini Yok Etme: Karmaşık Bir İlişki
Son derece hassas insanlar, aşağıdaki nedenlerden dolayı kendine zarar veren davranışlara karşı özellikle savunmasızdır:
- Artan duygu ve uyaran algıları
- Yoğun iç gözlem yapma eğilimleri
- Aşırı duygusal yükü yönetmede zorluk yaşıyorlar
- Aşırı empati eğilimleri
- Reddedilmeye ve eleştiriye karşı artan hassasiyetleri
Kendine Zarar Veren Sendrom: Küresel Bir Yaklaşım
Psikolojik olarak kendini yok etme, aşağıdakileri içeren kapsamlı bir terapötik yaklaşım gerektirir:
- Psikolojik mekanizmaların derinlemesine anlaşılması
- Altta yatan travma üzerinde çalışın
- Benlik saygısının yeniden inşası
- Somut duygusal yönetim stratejileri
- Uygun profesyonel destek.
Kendini Yok Etme Konusunda Alıntılar: Düşünceler ve Perspektifler
“Kendini yok etmek bazen kişinin kendi hayatı üzerindeki kontrolünü yeniden kazanmak için yaptığı umutsuz bir girişimdir.” – Çağdaş Psikoloji “Kendini yok etmede genellikle derin bir yeniden doğuş arzusu vardır.” – Psikanalitik yaklaşım “Kendine zarar veren aşırı duyarlı kişi, acı içinde kendi varlığının doğrulanmasının bir biçimini arar.” – Aşırı duyarlılık üzerine çalışmalar
Kendini İmha Etme Testi: Davranışlarınızı Değerlendirme
Kendini yok etmenin mekanizmalarını daha derinlemesine incelemeden önce, kendine zarar verme davranışının işaretlerini tanımak faydalı olabilir. İşte kendine zarar verme eğilimlerini belirlemek için bir öz değerlendirme kılavuzu:
İzlenecek işaretler:
- Kişinin kendi başarısını tekrar tekrar sabote etmesi
- Zehirli İlişkilerde Kalmak
- Kişinin fiziksel ve zihinsel sağlığının ihmal edilmesi
- Tekrarlayan riskli davranışlar
- Gönüllü sosyal izolasyon
- Yıkıcı durumlara bağımlılık
Ne Zaman Araştırılmalı: Bu işaretlerden birkaçını tanıyorsanız, kapsamlı bir değerlendirme için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Kendi kendini yok etme testini burada yapın
Sonuç
Travma mağdurları arasındaki kendine zarar veren davranışlar bu nedenle psikolojik, duygusal, biyolojik ve sosyal faktörler arasındaki karmaşık etkileşimin sonucudur. Bu davranışların kişinin “zayıflığının” bir işareti olmadığını, daha ziyade derin acılarla ve iyileşmek için kaynak veya destek eksikliğiyle içsel bir mücadelenin yansıması olduğunu anlamak önemlidir.
Travmanın iyileşmesi uzun ve zor bir süreçtir, ancak yeterli terapötik destekle bu kendi kendini yok eden mekanizmaların üstesinden gelmek ve dirençliliğe ve yeniden yapılanmaya giden yolu bulmak mümkündür.
Bu dönemi geride bırakıp yeni bir başlangıç yapmak ister misiniz?
Cristina ile bireysel bir seans, yaşadıklarınızı anlamak, harekete geçmek ve ilerlemek için önemli bir adım olabilir. Nerede olursanız olun görüntülü görüşmeyle katılabilirsiniz. Skype veya WhatsApp üzerinden bireysel çevrim içi koçluk — seans başına 100 €.
Vous voulez être accompagné(e) ?
Cristina vous propose une séance individuelle pour sortir de l'emprise et reconstruire votre vie.